25 Ekim 2011 Salı

Suskunluk

Bugün hayatımda ilk kez iş görüşmesine gittim. Bu görüşmenin sonucunu bilmiyorum fakat  hayat bakışıma olumlu kazanımları olduğunu şimdiden söyleyebilirim. Görüşme sırasındaki heyecanımı ve kelimelerin ağzımda anlamsız bir yumağa dönüşmesini ömrüm boyunca unutmayacağım.
Bu durumun üzerine bugün 'susmak' kelimesinin anlamına sözlükten bakma gereği duydum. TDK ya göre susmak kelimesinin, sonucu aynı kapıya çıkan üç tane açıklaması vardı :
  1. Konuşmasınıkesmek veya konuşmaktan kaçınmak.
  2. Ses veya gürültüyü kesmek, ses ve gürültü yapmamak.
  3. Etkisini göstermemek, tepki göstermemek.
Her üç açıklamaya da bakıldığında 'susmak' eyleminin bilinçli bir şekilde gerçekleştirildiği sonucuna varabiliriz.
Peki ya konuşmayı, gürültüyü kesmeden bilinçsizce susmak durumunun varlığı neden bu kelimenin açıklaması içinde yer almaz ? Bence kişi anlatmayı ve anlaşılmayı başaramadığı durumda gerçekten susmuş demektir. Bu durum onu fikirleriyle başbaşa toplumdan uzak bir hale sokar. Düşünün ki toplumda sessiz, sakin olarak anılan bir çok kimse suskundur fakat bu mizaç bir çoklarına kendini ifade anlamında çok daha fazla fırsat sunar.Çünkü bu insanlar bunu, yani suskunluklarını yerinde ve zamanın da kullanmayı bilirler.Peki ya konuşarak herşeyi çözebileceğini sanan suskunların varlığından kim haberdar? (Bence kendileri bile suskunluklarının farkında değiller) Bu kişiler toplum tarafından yeterince tanınmazlar, o veya bu şekilde ön yargılarla (her ne kadar kendilerini anlattıklarını sansalar da) suskunluğun dibine vurdurulurlar. Aslında gerçektende anlatamazlar çünkü yarım yamalak tamamlanmıştır insanların beyinlerinde onların  fikirleri. Yerlerinde artık başkalarının ön yargıları vardır ve ümitle, sabırla, konuşarak(yorularak) anlaşılmayı beklerler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder