Bilmediğim bir yere gitmek için yol tarifi almak istedim. Bir kavşakta yalnızca o yerden geldiğine inandığım birini bekledim, uzunca bir süre. Henüz zaman yok olmamıştı.Uzaktan giden birini oralı sandım ve koştum, sormaya kalmadı, sırt çevirdi selam verince. Derken zaman yok oldu, hava, su güneş, bulut yokluğa karıştı. Yokluğu görmüştüm.
Ani bir ses işittim tanrıdan, ’Başla! Ve daha fazla arama ... beni’. İrkildim ani, dimdik baktım önce karşımda değildi, yukarı bakmaya çalıştım, görmek için.Birden farkettim, ne alt vardı ne üst bütün mekan olguları da yokluğa karışmıştı.Ve o hiç bir yerde değildi. Bu ses benim içindi ve artık herşey olabilirdi bütün yollar, seçim benimdi. Ben duraksarken zaman geri geldi ve gördüm birbir herkesi;Baudelaire, en son benim için sıkılmıştı Pariste, Sylvia, Sırça Fanusa kendini öylesine kapatmamıştı. Ve bunlar, bu ayakkabılar bana Vincent dan kalmıştı, doğruyu bulayım diye. Giydim hemen, duraksamaksızın koşmalıydım şimdi .Çanlar aslın da benim için çoktan çalmıştı, duymamıştım her nasılsa.Ve artık düşünemezdim, gecikmiştim. Onların yanlarına sığınma vakti çoktan gelmişti, umut bitmişti.
Ani bir ses işittim tanrıdan, ’Başla! Ve daha fazla arama ... beni’. İrkildim ani, dimdik baktım önce karşımda değildi, yukarı bakmaya çalıştım, görmek için.Birden farkettim, ne alt vardı ne üst bütün mekan olguları da yokluğa karışmıştı.Ve o hiç bir yerde değildi. Bu ses benim içindi ve artık herşey olabilirdi bütün yollar, seçim benimdi. Ben duraksarken zaman geri geldi ve gördüm birbir herkesi;Baudelaire, en son benim için sıkılmıştı Pariste, Sylvia, Sırça Fanusa kendini öylesine kapatmamıştı. Ve bunlar, bu ayakkabılar bana Vincent dan kalmıştı, doğruyu bulayım diye. Giydim hemen, duraksamaksızın koşmalıydım şimdi .Çanlar aslın da benim için çoktan çalmıştı, duymamıştım her nasılsa.Ve artık düşünemezdim, gecikmiştim. Onların yanlarına sığınma vakti çoktan gelmişti, umut bitmişti.

